12 Ocak 2020 Pazar

Vapurlar Yanaşıyor İçinden Sen İnmesen De

"Uykulardasın şimdi bensiz uykularda."

Seninle ikinci şarkımızı buldum, bundan haberin yok. İlkinden olmadığı gibi.


Renkli gözleriyle gökkuşağına çeviriyor baktığı her yeri.


"Böyle güzelsin, hep böyle kal olur mu?" 


Seninle uykuya dalmak veya oluru olmayan hayaller kurmak çok güzel, ne zaman üzgün olsam seninle rahatlıyorum. Keşke yüzyüzeyken konuşabilsek.


Gözleri çok güzel. Gülünce gamzesi çıkıyor sağ yanağında, yüzü kızarıyor.


Bazı erkekler sol göğsünün altında mayın taşır. Ve oraya ilk basan kadın, ayağını çekip gitmeye kalkışırsa eğer; mayın patlar, erkek dağılır; kadın ölür, erkeğin sol göğsünde. Sonra bir daha kim gelip giderse gitsin sol göğsün altındaki kente, asla aynı etki yaşanmaz. Bir mayın bir defa patlar. Bir erkek gerçekten bir defa sever, bir şiir bir kez yazılır. Bir kitap bir kez okunur gibi çürütülebilir bir tez değildir bu, bir insan bir kez ölür türündendir. Ve sen, sana gelince eğer; bir gün uğrarsan sol göğsümün altındaki kente, hüzünlü bir sesle: "Buralar bir zamanlar hep benimdi" diyeceksin.



"Şişelere deniz koy, gemiler batsın."

İnanmazsınız, Sesinde Kuşlar Yaşıyor

Fırtınalı bir hayatın ortasında birleştik. Sen, kendine yakın bulduğun insanların sana yaptığı hatalardan şikayet ediyordun, bense uzun yıllar acısını çektiğim bir aşkın yaralarını sarmaya çalışıyordum. İyi birer dosttuk, her şeyi paylaşır olmuştuk. Bu yakınlaşmamızın kısa bir sürede olmasına rağmen zamanım öyle tatlı, öyle güzel geçiyordu ki ben içimdeki kıpırdanmalardan habersizdim.

Sanki rüyadaydım, gözlerimi açtığımda dostluğun yerini aşk almıştı. Kendimi tutamamıştım işte. Duygularıma hakim olamamıştım. Sen benim aşkım, bense senin dostundum artık. Sana aşık olduğumdan habersizdin. İçimdeki volkan öyle taşmıştı ki patlamak için sabırsızlanıyordu.

Sonunda o gün gelip çatmıştı. Bütün duygularımı bütün hislerimi açıklamıştım ben sana. Sense bana sadece şaşkın bir ifadeyle bunların yalan ve şakadan ibaret olması için yalvarmıştın. Bende sana bunların ne şaka ne de yalan olduğunu üstüne basa basa vurgulamıştım. İçim rahatlamıştı. Çünkü bir insana '' seni seviyorum '' demek kolay bir iş değildi. Yürek isterdi. Ben bu işi becerememiştim ama sonucuna da katlanmak elimde değildi. Çünkü asıl olan benim için bugündü ve ben bugün sana söylemem gereken şeyleri yarına bırakmamıştım. Yarın böyle bir fırsatın bir daha elime geçemeyebileceğini düşünerek bütün her şeyi açıklamıştım.

Dünya fani her an her şey olabilir bizim dünyamızda. Şimdi içim çok rahat ama bir o kadar da huzursuzum. Çünkü bunları sana anlatınca suçlu ben oldum. Şimdi o eski günleri arıyorum, hiç sebepsiz, ani ayrılışın şokunu üzerimden atamamamın sonucundandır. Ve zaman eskiden öyle güzel öyle tatlı geçerken şimdilerde, bin bir azap bin bir acıyla geçiyor.

O günün üstünden çok zaman geçti. Şimdi ben senden benim olmanı değil bana biraz hak vermeni istiyorum. Bana duyduğun nefreti duygularımın üstünden çekmen için yalvarıyorum. Bana ne kadar kızsan ne kadar nefret etsen de ben seni yine de seviyorum. Duydun değil mi? Seni seviyorum.