9 Eylül 2023 Cumartesi

Kuş Ölür Sen Uçuşu Hatırla

...

Ben maviye inanırdım

Boynumdaki yorgun damarların mavisine

Beyaz dalgaları omuzlayan deniz mavisine

Denizin bittiği yerde başlayan göğün mavisine inanırdım

Bir de ensemdeki dövmeye inanırdım

Kuş Ölür Sen Uçuşu Hatırla.


- Füruğ FERRUHZAD

Mutsuzum

Mutsuzum

Verandaya çıkıyorum ve hissediyorum parmaklarımla

Gergin cildini gecenin

Kimse takdim etmeyecek beni

Güneşe

Kimse götürmeyecek beni kırlangıçların şölenine

Uçmayı hayal eden kuş

Ölmek üzere


- Füruğ Ferruhzad

Yaş Değiştirme Törenine Yetişen Öyle Bir Şiir

Ben seni uzun bir yolda yürürken görmedim ki hiç

Yağmurlar altında gördüm, kadeh tutarken gördüm de

Bir kıyıya bakarken, bakarkenki ağlayan yüzünle

Ve yarışırsa ancak Monet'nin

Kadınlarına yaraşan giysilerinle

Gördüm de

Ben seni uzun bir yolda yürürken görmedim ki hiç.


Öyle kısaydı ki adımların, diyelim bir yaz tatilinde

Bir otel kapısının önünde, tahta bir köprünün üstünde

Bir demet çiçekle paslanmış bir kedi arasında

Öyle kısaydı ki adımların

Şöyle bir bardak yıkayışının vaktiyle

Ölçülür ve denk düşerdi ancak

Ben seni uzun bir yolda yürürken görmedim ki hiç.


Yok bir yanıtın "nereye" diyenlere

Bir buz titreşimi gibi sallantılı ve şaşkın

Ve çabuk bir merhaban vardır bir yerden gelenlere

O bir yerler ki, diyelim çok uzak olsun

Sen gelmiş gibisindir oralardan, otobüslerden

Yollardan, deniz üstlerinden topladığın gülüşlerle

Ben seni uzun bir yolda yürürken görmedim ki hiç.


Seni görünce dünyayı dolaşıyor insan sanki

Hani Etiler'den Hisar'a insek bile

Bir küçük yaşındasın, boyanmış taranmışsın

Çok yaşında her zamanki çocuksun gene

Ben seni uzun bir yolda yürürken görmedim ki hiç.


Mart ayında patlıcan, ağustosta karnıbahar

Mutfağın mutfak olalı böyle

Bir adın vardı senin, Tomris Uyar'dı

Adını yenile bu yıl, ama bak Tomris Uyar olsun gene

Ben bu kış öyle üşüdüm ki sorma

Oysa güneş pek batmadı senin evinde

Söyle

Ben seni uzun bir yolda yürürken gördüm müydü hiç.


Edip Cansever

Desert Rose

Öldürdüm çiçeğimi, yaşatamadım.


- Arsız, kimsesiz, topraksız çiçek. 

09.09

Derme çatma bir meyhanede çocuksun.

Hüzünler içinde saklı,

Görünürde mutlusun.

sevgili küllük (eylül)

biraz da kayboldum, yoruldum ama kaçmadım savaş yanlısı saçlarından. 

kırdın diye seni suçlayamam. attığın taşların yönüne camlarımı ben taşıdım. 

dağılışımı mazur gör. yediğim ilk kurşunsun. 

çünkü ben burada ölürken, üzülme diye bağıramadığım çok şey var. ağlayarak başladığın bu yolu, ağlatarak bitireceksin. karşına biri çıkacak, canından çok seveceksin. geçmişini unutup, geleceğini mahvedeceksin. kahrolup, sonunda yine annene döneceksin.

13 yaşındayım daha ben. hiçbir şeyi bilmiyorum hayatta. ama sevmeyi biliyorum. ben seni çok seviyorum kübra. annemi sevdiğim kadar.

böyle böyle gölgene razı oldum, alıştım. ben annem hariç, sevdiğim her şeyde yanıldım.

tanrım beni niye terk ettin?

bana yara izlerini göstermiş, karşılığında da benim hiç yaram yokmuş gibi yapmama izin vermişti.*

niye canın yanarken dağ gibi durdun ki.

kabul et, tüm namlular sana dönükken bu siperlik işinde iyiydim.

tam düşecekken tutunduğum tuğlayı, kendime rab bellemeyeceğim.*


için buza kesilmişken ateşi avuçladın.

niye?

sonunu bile bile uçuruma koştun.

neden?


kendimle kendim arasında gidip gelen yeni bir yol açtım. günler, niçin uzadığını, niçin kıvrıldığını bilmediğim bir sarmaşık gibi dolanıp durdu boynuma. dünya, bensizde dünyaydı, darılmadım.

benden bu kadar, katilimin gözlerinden öperim.

bu çağ bir hüzne seyirci kalma utancıdır

Yetmişlerde olsak bir sürü plak alırdım sana, seksenlerde açık hava sinemasına götürür, izledikten sonra muhallebi ısmarlardım. doksanlarda mahallenin bütün güzel misketlerini kazanır dökerdim avuçlarına. yirmi birinci yüzyılda nasıl sevilir inan ki bilmiyorum. içim ısınmadı bu yüzyıla, bağışla.

Aşk İçin Önsöz

beni üzme

kendini de benimle üzme

sözümüzü üşütme

fazla açılma benden

çok açılma bana da

kendine de fazla açılıp da

içine düşme

geçmişe gül gönder

unutma

anılar da su ister

anılara iyi bak

bana bak

beni tut

bana tutun

beni orda burda

beni şunda bunda

unutma

bak


Haydar Ergülen

Af

Saramadım seni hakettiğin gibi

Kafamda bin düşüncenin ayak sesi

Göremedim görmem gerekeni


Kuşlar beni sana hatırlatırsa

Nolur ihmal etme dinlemeyi

Yollar seni bana çıkarıyosa

Koş git en uzağa

Yok sevme beni


Beni affet

Affet beni

Gururumu ve bitmeyen endişemi

Tanımamıştım hiç senin gibisini.

2 Eylül 2023 Cumartesi

Silahım yok, sigaram var

Hâlâ hayattayız ve

Yıldızlar gökyüzünde

Hâlâ parlak ve hür

Yıldızlara bak, biz küçüktük

Başkalarının aşkıyla başlıyor hayatımız

başkalarının düşünceleriyle değil.

"Üstümde yıldızlı gök" demişti Königsberg'li

"içerimde ahlâk yasası".

Yasa mı? Kimin için? Neyi berkitir yasa?

İster gözünü oğuştur, istersen tetiği çek

idam mangasındasın içinde yasa varsa.

...

Diyorum hepimizin bir gizli adı olsa gerek

belki çocuk ve ihtiyar, belki kadın ve erkek

hepimiz, herbirimiz gizli bir isimle adaşız

yoksa şimdiye kadar hesapların tutması lâzımdı

hayatımıza kendi adımızla başlardık

bilmediğimiz bir isim, hesaptaki bu açık

belki dilimi çözer, aşkımı başlatırım

aşk yazılmamış olsa bile adımın üzerine

adımı aşkın üstüne kendim yazarım.


"İsmet Özel / Sebeb-i Telif" şiirinden

Kapı

Gir içeriye kapıyı kapat

Etme bi' kelime suratıma bak

Onca iş arasına bi' de kalp yarası kondurma

Seni bana yaz, beni de sana

Etme bi' kere naz

Nasıl çıkıca bu yokuşu biliyorsan

Gülümü soldurma

Çok Yazık

Koşarak kaçtığım hep kendimmişim meğer

İncinmez sandığım her yanımda kocaman keder

Belki durup dururken

Belki hiç beklemezken

Bir sarılsan geçer


Yollarım dikenli taşlı ellerimde

Fotoğrafın yüzünde aynı gülümseme 

Sormadım neden sonumuz geldi böyle

Çok yazık...


Kollarım yuvan sarardı gökyüzünde 

Yıldızım ağlarsan düşer ellerine

Korkmadım karanlığınla yüzleşmeye

Parladım..


Her şey yolundaymış peki bu yalnızlık neden?

Belki gitmek zorundaydın, fakat bu dünyaya bedel

Belki gelip geçerken

Belki yol üstündeyken

Bir kez uğrasan yeter.

Söyle, kaç bahar oldu?

Sen yalancı bir sonbahar

Ben sevdalı koca çınar

Kaç mevsim benden aldın?

Kaç sevda geri verdin?

Ruhum sana kanmam diyor


Hayat sende durmam diyor

Her nefeste son geliyor

Bildiğin sende kalsın

Sen yalancı baharsın

Artık senin olmam diyor


Söyle kaç bahar oldu?

Penceremde gül soldu

Belki de zaman doldu

Sevdiğim dönmüyor

Pencere

Bir pencere, bakmaya

Bir pencere, duymaya

Bir pencere, yeryüzünün yüreğine ulaşan tıpkı bir kuyu gibi

Tekrarlanan mavi şefkatin enginlerine açılan.

Yalnızlığın küçücük ellerini

Cömert yıldızların verdiği gece bahşişi kokularıyla

Dolduran bir pencere

Belki de konuk etmek için güneşi şamdan çiçeklerinin gurbetine

Bir pencere, yeter bana.


(Furuğ Ferruhzad / Sonsuz Günbatımı kitabından)