10 Aralık 2021 Cuma

Gamzedeyim, Deva Bulmam

 “Gamzedeyim deva bulmam” diye başlayan şarkımızdaki “gamzede” kelimesinin “gamze”yle bir alakası yoktur. Kelime, gam+zede (gam / keder mağduru olan) şeklinde türetilmiştir. Aynı “afetzede, depremzede, vs.” gibi. 'Gamzedeyim' yüzde oluşan çukurdayım anlamında değil, Gam-zedeyim anlamındadır. Gam keder demektir;  zede ise vurulmuş, çarpılmış, hasar görmüş demektir. Yani burada demeye çalıştığı şey 'kederden vuruldum' dur.


Kırıp dökmeye gerek yokmuş, sessizce kabullenip devam etmeyi öğrenmek gerekirmiş. Olmuyorsa zorlamanın anlamı yokmuş. Tek taraflı çabayla insan ilişkisi yürümezmiş. Bazı şeyler o an anlamlıymış, kaçırınca geriye dönmek imkansızmış ve zaman ayırmak çok kıymetliymiş, öğrendim.


İki gün sonra unutup hayatına bakarsın demiştin. Umarım sen yapabilmişsindir. Ölüler sırt üstü gömülür. Sen beni yüz üstü bıraktın.

“Aynı kağıdın arka ve ön yüzleri gibiyiz. Sonsuza kadar beraber; ama hiçbir zaman birbirlerini görmeyen.”


Gamzedeyim deva bulmam,
Garibim bir yuva kurmam.




"Başın döner, gözlerin kararır ve bilincini yitirirsin. Sonrası sonsuz karanlık. İşler bir kere kötüye gitmeye başladı mı durduramazsın. Ardı arkası kesilmez, dibe battıkça batarsın. Bir noktadan sonra her şeyin normale dönmesi için değil de, işlerin bundan daha kötüye gitmemesi için dua edersin. Bir çare, bir çıkış yolu ararsın kendine. Ama tüm bu aramalar boşunadır. Ne sesini duyan biri vardır etrafında, ne de çaresizliğini gören. Tek başınasındır bu hayatta. Aldığın hiçbir karar tatmin etmez, seçtiğin tüm yollar çıkmaz sokaklara götürür seni. Hikayenin bittiğini düşünürsün, sonra nefes aldığını fark edersin. Ve aldığın her nefes, seni hayatta tutacak olan bir umuda dönüşür. Her kaybedişte yeniden başlarsın. Daha da güçlenerek başlarsın. Ve daha da hızlanarak dibe batarsın. En dibe batarsın. Başın döner, gözlerin kararır ve bilincini yitirirsin. Sonrası, sonrası sonsuz karanlık."


Kimseye etmem şikayet, ağlarım ben halime.
Titrerim mücrim gibi, baktıkça istikbalime


1 Ekim 2021 Cuma

She is a Rainbow

adımlarını izlemek gibi
yola bakmadan
masumca, sana güvenerek.
senden evvel ve senden sonrasını bilmem ben
yaşarım tabii ki de ama hatırlamam.
amneziye yakalanmış yaşlı sinir hücrelerimi de rahatsız etmek istemiyorum artık.
sadece adımlarını izlemek istiyorum,
başımı yere dikip gözlerimi kırparak ve bana senle yolculuğumuzu anımsatan kutsal şarkını mırıldanarak.
ansızın saçlarını avuçlayan kuzey rüzgarının bana getirdiği
kokunla takip etmek seni.
izini sürmek,

Küçükpark'tan Kuasar'a.

sana güvenmek bu olsa gerek.
senle derinliğinden emin olmadığım denizlere atlamak istemi aklımı esir aldı yine geçen,
o yüzden giydim kanatlarımı.
çünkü önemli olan derinlik değil de, derinliğin en dibinde neyin olmasıydı.

aklımı kurcalayan o kadar soru var ki,
sana dair.
kimsin, necisin? niye bu kadar sakin ve huzurlusun?
kalbini öyle bir sevgiye atfetmiş gibisin ki,
gerçek sevgi seninki olsa gerek.
ya da sen hiç kimsesin.

belki yemyeşil kırlarda balonu yakalamak için sürekli peşinden koşan çocukların önünde uçan, balonu üfleyerek uzaklaştıransın,

veyahut neredeyse sönecek yıldızın yörüngesine yanlışlıkla bir gezegen fırlatan misketli çocuksun.
deniz kabuğunun melodisi hakkında işitmiş, onu dinlemek için annesinden izin almadan sahile koşan çocuğun ardından orkestrasıyla alelacele koşuşturansın.

seni nasıl hayal edersem, öylesin zira.

odasının perdesinden güneşe göz kırpan çocuğun güneşin gözü ve dudakları zannettiği martısın.
yağmuru arzu ettiğimde bulutları çomağıyla uyandıransın.

sen  her kimsen, kocaman bir umutsun.
umudun çekirdekleri çiçek açar gülümsemenle.
cevabını bir türlü bulamadığım soru -
söyler misin bana,
seni böyle gelişigüzel hayal etmek hayalin kendisinden bile daha güzelken,
bir yelkene atlayıp kıyısız denizlere niye gideyim ki?

Del Amor y Otros Demonios

    Böyle bir ortama giriyorsun. Hiç kimse yok, sadece o var. O burada mı diye bakıyorsun; burada, şurada, gülümsüyor. Yada morali bozulmuş somurtuyor, kesin bir şey olmuş ne oldu acaba. Bana bakıyor mu? Benimle ilgileniyor mu? Böyle bir sürü sorular işte. Dünyada olup bitenle hiçbir alakan yok. Onunla lakalı olmayan her şey senin için çok boş, her şey anlamsız. İsterse dünya kupası olsun, isterse yer yarılsın, bütün mecburiyetlerinden vazgeçiyorsun.  

Sonra bir de yalnızlık var. Yalnız kalıp bunu düşünmek istiyorsun. Onunla birlikte olmadığın her dakikayı aklının içinde ayırıp onunla yalnız kalmak istiyorsun. Öyle işte.


Yani bence aşk resmen bir hasta olma durumu. 

****

    Bilmediğin yerden gelince başta tanımlayamıyorsun. Bana ne oluyor diyorsun. Kaçmaya çalışıyorsun. İyileşmeye. Halbuki harika bir şey oluyordur. Sadece bunu fark etmen lazım. Aşk, harika bir şey mi?

- Bilmem, öyle mi sence?

Öyle. Mutlu ediyor insanı. 


“Mutluluğun iyi edemediğini iyileştirecek ilaç yoktur.”

(Aşk ve Öbür Cinler, Gabriel Garcia Marquez)

Balzamin

Sen el kadar bir kadınsındır
Sabahlara kadar beyaz ve kirpikli
Bazı ağaçlara kapı komşu
Bazı çiçeklerin andırdığı
İş bu kadarla bitse iyi
Bir insan edinmişsindir kendine
Bir şarkı edinmişsindir, bir umut
Güzelsindir de oldukça, çocuksundur da
Saçlarınla beraber penceredeyken
Besbelli arandığından haberli
Gemiler eskirken, deniz eskirken limanda

Sevgili


Cemal Süreya

5 Eylül 2021 Pazar

Ben Değildim

 Bir akşam üstü pencerenden bakıyordun
Ağır ağır, yollara inen karanlığa.
Bana benzeyen biri geçti evinin önünden.
Kalbin başladı hızlı hızlı çarpmaya.
O geçen ben değildim.


Bir gece, yatağında uyuyordun.
Uyanıverdin birden, sessiz dünyaya.
Bir rüyanın parçasıydı gözlerini açan,
Ve karanlıklar içindeydi odan...
Seni gören ben değildim.


Ben çok uzaktaydım o zaman,
Gözlerin kavuştu ağlamaya, sebepsiz ağlamaya.
Artık beni düşünmeye başladığından,
Bıraktın kendini aşk içinde yaşamaya,
Bunu bilen ben değildim.


Bir kitap okuyordun dalgın.
İçinde insanlar seviyor, ya da ölüyorlardı.
Genç bir adamı öldürdüler romanda.
Korktun, bütün yininle ağlamaya başladın.
O ölen ben değildim.


Özdemir Asaf

Eski Bir Takvim İçin Şiirler

I

Evlerin saat beş olma hali
Ben yorgunum anlamaktan
Bir duvar, bir tebeşir gibi yazmaktan yazılmaktan.


Ve akşam
Alanların caddelerin bana biraz fazla geldiği
Üstümü başımı bilmediğim bir akşam
Ne yapsam
Alkollere gitsem. Giderim alkollere bir mektup gibi
Alkollerden gelirim bir mektup gibi
Bellidir sırtımdaki kan lekesinden ve puldan.


Yağar ki sokaklarda bir uzun yağmur
Islanırım ıslanırım anlamam
Sanki nedir bir yağmurun güzel olması
Sahi bir yağmurun güzel olması
Yağarken kendine severek bakmasından.


II

Duran ben değilim ki ayakta
Gövdemden daha büyük ve akşama doğru
Görünmekte olan bir sıkıntı var
Dönüp arkama bakamam.


Su gürültüleri! ey benim güneşimi ikiye bölen hızarlar!
Ben işte günün birinde belli olurum
İki olmam, bir olurum günün birinde
Hızarlar! bir olurum, tarih de düşerim
Cep defterime bir şeyler de yazarım
Bir gün bir akşama doğru bulunurum da
Bir kapıdan uzanmış binlerce boyun tarafından
Hızarlar! neden olmasın, elbette sorulurum.

Ey benim güneşimi ikiye bölen hızarlar!


III

Çimen kokusundan hızlı
Bir sıyrık gibi bitiveren elde ayakta
Nedir bu benim yalnızlığım?


Neyiz ki bu karanlık kar yağışında
Ey ipini kendi gerip ufka bakanlar
Ölüler, diriler, daha doğmamışlar
Toplanıp birdenbire hep aynı yaşta
Ve nedir bu benim yalnızlığım?


Ve içimde gezerim ucu sivri bir bıçakla
Söylesem size söylerim ey ipini kendi gerenler
Kedere kederle, ağrıya ağrıyla karşı çıkarım.


Masam ki şuracıkta solgun bir köy akşamı
Bir uzun yoksul, bir başka yoksul
Düşer ellerim bir çağın artıklarına
Çatalımda kemikler, ölü gözleri
Ve iniltiler, çığlıklar
Benden bir şey sorulamaz gibiyim.
Biri gelsin şu tabağımı kaldırsın, çatalımı da
İğrenmenin, tiksinmenin en eskisiyim
İki eşya arasında bir hiçlik
Ne iskemle, ne masa, tam orda tökezlenirim.


Bir Haziran, bir Temmuz nasıl olsa gelir de
Sorsanız size söylerim ey ipini kendi gerenler
Ben döğüşken olanlara açılmış bir mendilim.


Edip Cansever

7 Temmuz 2021 Çarşamba

Sevgili Küllük - 1

 Sevgili Küllük,


Bırakıp giden babalar vardır. Destek olunacak anneler vardır. Varoluş sancıları vardır. İnanılmayan dinler vardır. Egoist tanrılar vardır. Mentollü sigaralar vardır. Dünyayı saran hastalıklar ve ölümler vardır. Özlenilenler vardır. Özlem duyulan günler vardır. Keşkeler vardır. Yorgunluklar vardır. Kırgınlıklar vardır. Gidilen yollar vardır. Dünyayı seyahatler vardır. Helsinki - Stockholm feribotu vardır. Hassas kalpler vardır. Dünya bir cehennemdir. Cennet de cehennem de yeryüzünde yaşanmaktadır. Başarılar vardır. Alınamayan karşılıklar vardır. Başarısızlıklar vardır. Yollar hep vardır. Müzik zevkine aşık kadınlar vardır. Yine müzik zevkine hayran adamlar vardır. Sözcükler vardır. İncil'e göre "Başlangıçta söz vardı." Anlatılmak istenenler vardır. Anlatılamayanlar vardır. Yalnızlıklar vardır. Aynalardan nefretler vardır. Biten sigaralar vardır. Küller vardır. Biten her şeyin külleri vardır. İçkiler bardaklara dolar. Bir çocuk annesinin kucağında ağlar. Çiçekler vardır. Güller vardır. Güller solar, yapraklar kurutulur. Çok sevenler adamlar çok çabuk unutulur. Yakılan gül yapraklarından küller dökülür. Bir kalp atmadığı bedenden sökülür. Sonlar vardır. Her şey biter, herkes unutulur. 

1 Mayıs 2021 Cumartesi

Yaz Bunu Bi Kenara

Gidersen unutursun.


Uyandım seni düşündüm.
Birden bire duvar,
birden bire gece yarısı.

Dert etme iyiyim ben,
Ara sıra mahşer, ara sıra yaşama hırsı.

11 Nisan 2021 Pazar

Sesi Biraz Daha Açar Mısın?

Anlaşılmaz bunca yıl nasıl nehrine kapıldığım

Yaşamaksızın dünya halini, nedir bu yıldızlara merakın?

Adını bilmeden meşhur dip sahafların; solu tozunu, solu sayfa dolu rafların.


Su gibi yaşa, kar gibi yağ
Dağ gibi kaç benden.


________________________________________


Sevmeyi senden öğrendim, dinleyip kuşları hikayeleri duymayı.

Yola çıkmayı senden öğrendim, bir trenin sırtında ülkeye kavuşmayı.


Sürsün bahar, sen gelirsin diye.

9 Şubat 2021 Salı

Κράτα με

 Κράτα με. 

Να κρατάμε η μία το άλλο, μέχρι όλο αυτό να περάσει. Την εποχή που το να κρατάμε χέρια είναι απαγορευμένο, το να στεκόμαστε δίπλα-δίπλα, θεωρείται παράτολμο, εύχομαι να κρατιόμαστε.  Μέχρι να σφίξουμε ξανά τα χέρια χωρίς να το διπλοσκεφτόμαστε, μέχρι να αγκαλιάσουμε ξανά χωρίς φόβο, μέχρι να αγγιζόμαστε, στην ψυχή και στο σώμα, ξανά, όπως παλιά. Ίσως καλύτερα, με μεγαλύτερη επίγνωση του τι αξίζει πλέον η επαφή, γιατί θα την έχουμε στερηθεί ήδη πολύ παραπάνω απ' όσο αντέχαμε. Μέχρι να βγαίνουμε πάλι στα βιγκανομάγαζα και στα κουηρομάγαζα, κρατώντας τα αγαπημένα μας περιοδικά, μαζί με λατρεμένα μας άτομα.  

Ας κρατηθούμε κι ας εκραγούμε! Ας γίνει αυτό το κράτημα, όχι μια εσωτερίκευση και καταπίεση, αλλά ένα άνοιγμα προς τα έξω, ένα άπλωμα χεριού, μια έκρηξη, πολύχρωμη, μεταμορφωτική, ριζική, επαναπροσδιοριστική, μετουσιωτική.

30 Ocak 2021 Cumartesi

Seni Saklayacağım

Seni saklayacağım inan Yazdıklarımda, çizdiklerimde Şarkılarımda, sözlerimde.

Sen kalacaksın kimse bilmeyecek Ve kimseler görmeyecek seni, Yaşayacaksın gözlerimde. Sen göreceksin duyacaksın Parıldayan bir sevi sıcaklığı, Uyuyacak, uyanacaksın. Bakacaksın, benzemiyor Gelen günler geçenlere, Dalacaksın. Bir seviyi anlamak Bir yaşam harcamaktır, Harcayacaksın. Seni yaşayacağım, anlatılmaz, Yaşayacağım gözlerimde; Gözlerimde saklayacağım. Bir gün, tam anlatmaya... Bakacaksın, Gözlerimi kapayacağım... Anlayacaksın. 


 Özdemir Asaf

23 Ocak 2021 Cumartesi

Bir Kitabın Sayfaları

Baktım rüzgarsın sen 

Baktım çamaşır ipini zorluyorsun

Hepimizin derdi güzel yaşlanmak sevgilim

Baktım bir kitabın sayfalarını çeviriyorsun.

Ayağına terlik giy

Bildiğimiz şeylerin taşında yalınayak geziyorsun.


Biz satranç oyuncusuyuz sevgilim 

Üzerimizde kara bir leke, biz satranç oyuncusuyuz. 

İnanıyoruz ceketlere, düğmelere, 

İnanmıyoruz takvimleri savurarak gelen geleceğe. 

İşte yitirdik bütün taşlarımızı darmadağınık oyun tahtası, 

Bir tek şahımız duruyor sevgilim; o da evli, iki çocuk babası. 


Kelimeler önümüze çıkıyor sevgilim, 

Uykumuzu bölüyor buradan çocukluğumuza kadar 

Buradan çocukluğumuza kadar bir telaş 

İçi boş kuşları kovalıyoruz ve bir sebep arıyoruz 

Herkese küsmek için 

Hemen o cumartesi buluyoruz, hemen o pazar. 


Yaşamak çukur yerlere doluyor diyorlar 

Bu yüzden yıkıntıya dönüşse de yaşıyormuş insan 

Ama hep yıkıldığımız yeter sevgilim, biraz da kekik toplayalım 

Kıymetini bilmediğimiz şeyler var. 


Yaşamak bir at gibi huysuzlanıyor kapımızda sevgilim 

Geçen günlere üzüldük tamam yola düşelim. 

Düşünelim: başka günlerin duvarı daha sağlam 

Düşünelim: başka günlerin sokağı daha neşeli 

Başka evlerin kadınları erkekleri tam bir kahraman 

Tül perdeler uçuşurken başka evlerin pencerelerinde 

Bizi bir kitabın sayfaları arasında kurutuyor zaman. 


Ama baktım sen rüzgârsın sevgilim 

Kitapları bir başından bir sonundan okuyorsun. 

Başucunda bir bardak su 

Beni başucumda bir bardak su gibi avutuyorsun.


Barış Bıçakçı

22 Ocak 2021 Cuma

Suda Yan, Ateşte Boğul

- Bu gece günceme yazacağım.

+ Neyi?

- Ateşten eli yanan çocuğun ateşi sevdiğini.


Dorian Gray'in Portresi, 1890

19 Ocak 2021 Salı

Fall in Love

Beni sevmedi. Bu mühim değil, kimseye kendini zorla sevdiremezsin. İnsanlar şanslı olanlar ve şanssız olanlar diye ikiye ayrılıyorsa eğer; kendini şanssızlardan sayar, yaşamaya devam edersin. 
Beni sevmedi. Bu önemli değil; zaten beni kimler sevmedi, saymaya vaktim yok. İnsanlar mutlu olanlar ve mutsuz olanlar diye ikiye ayrılıyorsa eğer; kendini mutsuzların içine katar, devam edersin.
Beni sevmedi. Bu tuhaf değil; acısı derin, sorgusu uzun ama kabullenilir. İnsanlar aşık olanlar ve aşık olunanlar diye ikiye ayrılıyorsa eğer; kendini aşık olanların en aptalı ilan eder, devam edersin.
Beni sevmedi. Beni seviyormuş gibi yaptı. 
Bu mühim.
Bu önemli.
Bu tuhaf. 
Bu kabullenilemez ve katlanılamaz. 
Bunun ağrısı dinmez, bunun kırgınlığı unutulmaz. 

Sevilmiyor olmanın çaresizliğinden sağ çıkar da herkes, 
sevildim sanmanın düşüşünden kurtulamaz. 

Olur Mu?

 Bu yazıyı neden yazdım bilmiyorum ama yazmak istiyorum. 

Özlüyorum.

Veda ederken ardımda bıraktığım İzmir'i... Manzarasını, arkadaşlarımı özlüyorum ardımda bıraktığım, neredeler mi şimdi? Hiçbirisi yok, arkadaşlarmış sonuçta. Onlara da hak veriyorum, büyük şehirde unutulursun. Kimler unutuldu bu şehirde, biz mi hatırlanacağız? 

Yine de özlüyorum İzmir'i, manzarası olan yerleri, kış soğuğunu, yaz sıcağını, dört bir yanı denizlerle sarılı kokusunu, eski evimi, geçtiğim yollarını... Kedileri bile lan, kedileri bile özlüyorum. Her sabah beni kızdıran kargaların sesini bile özlüyorum. Ve en önemlisi, kafam bozuk olduğunda Saat Kulesi'nin önünden geçip haykırdığım günleri, Kordon'u... Yapamıyorum artık. 

Şimdi ne mi oldu? Kimsem yok, dört duvar arasında bir başımayım. Hayatımı renklendiren biri olmuştu, belki bana kızgındır, zaman geçtikçe benden nefret bile etmiş olabilir. Derler ya herkesin kaybettiği bir kuyruklu yıldızı vardır diye. Ben o yıldızı dileğimi dileyemeden kaybettim. Güzeller güzeli bir geleceği kendi ellerimle uçurumdan aşağı ittim. 

Yıldızlara emanetsin, kendine iyi bak, olur mu?

Ben de Bir Ara Ölmüştüm

 İnsan asıl geri kalan ömrünü aşık olduğu kişiyle geçiremediğinde ölür. Sözüme güvenin, size bir ölü olarak söylüyorum. 

Sana olan sevgim kadar yolun açık olsun, dersin. 

Gidersin.

Günün Birinde

Senin de saçına karlar yağacak.

Senin de gözüne yaşlar dolacak.

Elbette kalbini biri yakacak.

Beni anacaksın,

Yalnız kalacaksın,

Pişman olacaksın,


                                            Günün birinde.