23 Ocak 2021 Cumartesi

Bir Kitabın Sayfaları

Baktım rüzgarsın sen 

Baktım çamaşır ipini zorluyorsun

Hepimizin derdi güzel yaşlanmak sevgilim

Baktım bir kitabın sayfalarını çeviriyorsun.

Ayağına terlik giy

Bildiğimiz şeylerin taşında yalınayak geziyorsun.


Biz satranç oyuncusuyuz sevgilim 

Üzerimizde kara bir leke, biz satranç oyuncusuyuz. 

İnanıyoruz ceketlere, düğmelere, 

İnanmıyoruz takvimleri savurarak gelen geleceğe. 

İşte yitirdik bütün taşlarımızı darmadağınık oyun tahtası, 

Bir tek şahımız duruyor sevgilim; o da evli, iki çocuk babası. 


Kelimeler önümüze çıkıyor sevgilim, 

Uykumuzu bölüyor buradan çocukluğumuza kadar 

Buradan çocukluğumuza kadar bir telaş 

İçi boş kuşları kovalıyoruz ve bir sebep arıyoruz 

Herkese küsmek için 

Hemen o cumartesi buluyoruz, hemen o pazar. 


Yaşamak çukur yerlere doluyor diyorlar 

Bu yüzden yıkıntıya dönüşse de yaşıyormuş insan 

Ama hep yıkıldığımız yeter sevgilim, biraz da kekik toplayalım 

Kıymetini bilmediğimiz şeyler var. 


Yaşamak bir at gibi huysuzlanıyor kapımızda sevgilim 

Geçen günlere üzüldük tamam yola düşelim. 

Düşünelim: başka günlerin duvarı daha sağlam 

Düşünelim: başka günlerin sokağı daha neşeli 

Başka evlerin kadınları erkekleri tam bir kahraman 

Tül perdeler uçuşurken başka evlerin pencerelerinde 

Bizi bir kitabın sayfaları arasında kurutuyor zaman. 


Ama baktım sen rüzgârsın sevgilim 

Kitapları bir başından bir sonundan okuyorsun. 

Başucunda bir bardak su 

Beni başucumda bir bardak su gibi avutuyorsun.


Barış Bıçakçı

22 Ocak 2021 Cuma

Suda Yan, Ateşte Boğul

- Bu gece günceme yazacağım.

+ Neyi?

- Ateşten eli yanan çocuğun ateşi sevdiğini.


Dorian Gray'in Portresi, 1890

19 Ocak 2021 Salı

Fall in Love

Beni sevmedi. Bu mühim değil, kimseye kendini zorla sevdiremezsin. İnsanlar şanslı olanlar ve şanssız olanlar diye ikiye ayrılıyorsa eğer; kendini şanssızlardan sayar, yaşamaya devam edersin. 
Beni sevmedi. Bu önemli değil; zaten beni kimler sevmedi, saymaya vaktim yok. İnsanlar mutlu olanlar ve mutsuz olanlar diye ikiye ayrılıyorsa eğer; kendini mutsuzların içine katar, devam edersin.
Beni sevmedi. Bu tuhaf değil; acısı derin, sorgusu uzun ama kabullenilir. İnsanlar aşık olanlar ve aşık olunanlar diye ikiye ayrılıyorsa eğer; kendini aşık olanların en aptalı ilan eder, devam edersin.
Beni sevmedi. Beni seviyormuş gibi yaptı. 
Bu mühim.
Bu önemli.
Bu tuhaf. 
Bu kabullenilemez ve katlanılamaz. 
Bunun ağrısı dinmez, bunun kırgınlığı unutulmaz. 

Sevilmiyor olmanın çaresizliğinden sağ çıkar da herkes, 
sevildim sanmanın düşüşünden kurtulamaz. 

Olur Mu?

 Bu yazıyı neden yazdım bilmiyorum ama yazmak istiyorum. 

Özlüyorum.

Veda ederken ardımda bıraktığım İzmir'i... Manzarasını, arkadaşlarımı özlüyorum ardımda bıraktığım, neredeler mi şimdi? Hiçbirisi yok, arkadaşlarmış sonuçta. Onlara da hak veriyorum, büyük şehirde unutulursun. Kimler unutuldu bu şehirde, biz mi hatırlanacağız? 

Yine de özlüyorum İzmir'i, manzarası olan yerleri, kış soğuğunu, yaz sıcağını, dört bir yanı denizlerle sarılı kokusunu, eski evimi, geçtiğim yollarını... Kedileri bile lan, kedileri bile özlüyorum. Her sabah beni kızdıran kargaların sesini bile özlüyorum. Ve en önemlisi, kafam bozuk olduğunda Saat Kulesi'nin önünden geçip haykırdığım günleri, Kordon'u... Yapamıyorum artık. 

Şimdi ne mi oldu? Kimsem yok, dört duvar arasında bir başımayım. Hayatımı renklendiren biri olmuştu, belki bana kızgındır, zaman geçtikçe benden nefret bile etmiş olabilir. Derler ya herkesin kaybettiği bir kuyruklu yıldızı vardır diye. Ben o yıldızı dileğimi dileyemeden kaybettim. Güzeller güzeli bir geleceği kendi ellerimle uçurumdan aşağı ittim. 

Yıldızlara emanetsin, kendine iyi bak, olur mu?

Ben de Bir Ara Ölmüştüm

 İnsan asıl geri kalan ömrünü aşık olduğu kişiyle geçiremediğinde ölür. Sözüme güvenin, size bir ölü olarak söylüyorum. 

Sana olan sevgim kadar yolun açık olsun, dersin. 

Gidersin.

Günün Birinde

Senin de saçına karlar yağacak.

Senin de gözüne yaşlar dolacak.

Elbette kalbini biri yakacak.

Beni anacaksın,

Yalnız kalacaksın,

Pişman olacaksın,


                                            Günün birinde.

3 Aralık 2020 Perşembe

Burdasın Dokunamıyorum Çok Saçma

Özür dileme. Anlamıyor musun? Kimse senin gibi değil anlamıyor musun?

Deli gibi ulan.. Deli gibi seviyorum seni şu kadardan beri. Ama artık istemiyorum anlamıyor musun? Hayatım boyunca elini tutamayacağım bir kadını sevmek istemiyorum ben.

30 yaşındayım. Bir seni sevdim, çok saçma. Çok saçma ulan. Burdasın, dokunamıyorum. içim gidiyor sarılamıyorum.

Seni bilmem ama ben artık dokunabileceğim bir insanı sevmek istiyorum. Sabah onla uyanmak istiyorum. Ona sarılmak istiyorum. Onu öpmek istiyorum. Ben seni sevmek istemiyorum.

Ben seni uzaktan sevmekten yoruldum. Bende yaralar açan bir kadını istemiyorum ben. Yaralarını saracağım birini istiyorum.


"Burdasın dokunamıyorum çok saçma. İçim gidiyor sarılamıyorum çok saçma."

Suskunlar