20 Eylül 2020 Pazar

25 Eylül

Makedonsko devojče
Sreken roden den!

Çok ahımı aldın kuzu.
Çok ahlar aldın.

Canın yansın istemedim,
Bugünlerde canının yandığını hissettim.

Sen de sev ama sevilme istedim.

Kendini sevdirerek ama karşılıklı sevemeyerek sen beni,
Bana hissettirdiğini sonsuza kadar sen de hisset istediğim için ben seni,
Sonsuza dek lanetledik biz birbirimizi.

...

Belki bir gün yanımda üflersin mumları.
Doğum günün kutlu olsun.
İyi ki seni tanıdım, iyi ki seni sevdim.
Seni sevdiğime hiç pişman değilim.

Keşke
Oyunlar oynamasaydık
Üzülmeseydi şarkılar
Hala sana yazılıyorlar.

3 Eylül 2020 Perşembe

Ederlezi

Kızların ağıtlar düzerken Bosna yaylalarında,
Acıya bulanmıştı şenlikleri,

Ederlezi yine gelmişti her sene geldiği gibi,
Ne bilsin burada yetim kızlar var
Bu sene ederlezi babasız kalmıştı
Yetim kızların yürekleriydi gelen.
Sarı saçları mavi gözleriyle,
Gökyüzü bile özenirdi güzelliklerine,
Deniz utanırdı mavisinden,
Cenazelere uğurlanmıştı ederlezi,
Şurada yatan kefensiz, babalarımızdı.
Boşnak kızları Goran'ın,
Yetimdi sarıları, yetimdi mavileri.
Ah ederlezi, niye geldin bu sene
Bilmez misin, buradaki kızlar yetim
Şurada yatan babalarımızdı, kefensiz
Yaslar bağladı sarı saçlarımız
Babasızdı mavi gözlerimiz
Ve Goran, haykır yine bosna dağlarına
Ederlezi kızlarım, ederlezi.

09

eylül de geldi 

yine döküleceğim 

baharlar için..

11 Haziran 2020 Perşembe

Dream is Destiny

Kimse kimse için vakit harcamıyor. Karşısındakini nasıl sömürür ona bakıyor. Kadınlar egosunu, erkekler güdülerini tatmin etmeye çalışıyor. Bunu da yüzeysel yapıyorlar tabi. Emek harcamak, güven vermek, iyi insan olup birbirine destek olmak hakgetire. Kim kimden ne koparabilir onun peşinde. Ne acı.

İnsanlar beni çok yoruyor, insanlar çok sahte, insanlar nankör, insanlara asla güvenilmez, insanlardan tiksiniyorum. Ama benim bile bilmediğim birine ihtiyacım var gibi sanki. Sen gibi sanki.

Sen garip bir kadınsın, hiç vazgeçmesini bilmez misin? Onca acına rağmen gülüyorsun. Hiç sevilmemiş birisin fakat sevmekten vazgeçmiyorsun. Ne kadar kırılsan da, kandırılsan da, güzel bakmayı bir türlü bırakmıyorsun. Bazı kadınlar çok naif; içleri enkaz, dışları çiçek.

Ne güzel gözlerin var, kim bilir ne güzel görüyorsundur dünyayı.

Bütün bir geceyi uykusuz geçirmene sebep olan şeyleri bir nefeste anlatamazsın. Önce içine atarsın, sonra susarsın.

28 Mayıs 2020 Perşembe

Oui, C'est Moi

Bu hikaye; ben, kahvem ve kıyametle ilgili. İncil'in son bölümünün adı da zaten Apocalypse güzelim.

BİRİNCİ BÖLÜM

Giriş bölümü: "Seni sevmek gibi büyük işlere kalkıştım."
Sonuç bölümü:
Bakımı zor olduğu için umut beslemiyorum.
Çünkü açılmayan pencereleri de duvardan sayıyorum.

"Bir adamın izine yan."

Kaybettiklerimize yakalım, sen benden başla.
"Son sigaranı eskimiş senelere yak."
Son kül tablasında yer arıyorsun.
"Gidip bir gardiyana özgürlüğüm diyorsun."
Ah canımın içi, zaten kırılmış bir kalbi kıramazsın.

"Şişelere deniz koy, gemiler batsın, boğazımıza."
Geminin mutfağında ölmeyi bekleyen ıstakozlar için Titanik’in batması bir mucizeydi.
Herkes kendi gemisini kurtarmanın derdinde.
Biz gemiyi gözden çıkardık.
Batışını izlerken sigara yakıcaz.
Sigara yok.


İKİNCİ BÖLÜM

Bazen o kadar güzel gülüyorum ki, gerçekten mutlu olduğumu sanıyorum.
Bazı şeyler telefonda eksik anlatılır.

"Yara bandı sevdiğin için kendini kesmemelisin."


ÜÇÜNCÜ BÖLÜM

"Kaldırımlar biliyor, bir devir muhteşemdik."
Aslında kasedine sahipken radyoda sevdiğin şarkının çıkması gibi.

Her yönetmen biraz şairdir bence. Tıpkı her fotoğraf sanatçısının olduğu gibi.

"Si no asorva, no abasta." 
(Artmamışsa yetmemiştir.)


DÖRDÜNCÜ BÖLÜM

"Hiç ışık yok farkındayım."


SON BÖLÜM (KAPANIŞ)

elifim noktalandı.

24 Mayıs 2020 Pazar

18 Mayıs 2020 Pazartesi

Homo Homini Lupus

Beni anlamalısın. Çünkü ben kitap değilim, çünkü ben öldükten sonra kimse beni okuyamaz, yaşarken anlaşılmaya mecburum. 

....
Bu kalbin, birini sevmeğe ihtiyacı vardı. Ve sen bunu anlamadın. Ve bana eziyet ettin. Ve eziyet ettiğini bilmedin. Göz yaşımı silmedin. Albay, "Soytarılık etme Hikmet," dedi. Ve ben, senin bilgisizliğinin artmasına izin verdim. Fakat hiçbir şeyi unutmadım. Ve hepsini aklıma yazdım.

Ve sana izin verdim ki, bilmeden yaptığın eziyet artsın. Ve sonunda artık dayanamıyorum diyebilmek için ben de bilmeden bu oyunu oynadım sana. Ve bulaşıkları yıkadım. Ve bütün sözlerimi yarıda kesmene izin verdim. Ben ki, bu konuda kimseye yetki vermemişimdir.

Oysa, elimin tersiyle seni yıkabilirdim. Bıraktım ki, sen kendi sonunu hazırla. Ve bana bütün yaptıklarını bir bir aklımda tuttum. Derler ki tarla kuşu bütün gece öttüğü zaman, tarla faresi bütün ihtiyatı elden bırakır ve yuvasından çıkarmış.

Ve beni deliğimden sen çıkarmıştın. Ve sonra bütün hayallerimi yıktın. Yönetimi eline aldın. Ve sonra birlikte sokakta yürürken, istediğin yerden karşıkaldırıma geçmeğe cesaret ettin.

Ve önce kelime vardı; sen, önce vitrin vardı dedin. Ben konuşurken vitrini seyretme cüretini gösterdin.

Hangi renklerin güzel olduğunu,
hangi şarkılara duygulandığını,
güzel kadının tanımını,
tabloları duvara nasıl asmak gerektiğini,
hangi yazarların büyük olduğunu,
hangi renklerin yanyana gelebileceğini,
ikinci sınıf bestecilerin kimler olduğunu,
misafire pijama ile çıkılıp çıkılamayacağını,
ne biçim bir evde yaşayacağımızı,
duvarları nasıl boyayacağımızı,
hangi gömlekle hangi kıravatı takacağımı,
hangi devlet düzeninde yaşanabileceğini,
hangi devlet düzeninin insan ruhunu öldürdüğünü,

İnsan insanın kurdu muduru,
aşkın ölümsüz olup olmadığını,
dünyanın en büyük oyun yazarının kim olduğunu,
yatağın neresinde yatacağımı,
yatağın neresinde yatacağını,
şu makaleyi nasıl buldun canımı arkadaşların canımı sıkıyor canımı,
ben bu akşam biraz dışarı çıkmak isteyebilir miyim canımı,
o canımı, bu canımı,
her türlü canımı hep önce bana söylettin.

Ve sonra yargılarıma katılmadın. Önce sen söyleseydin ve ben sana katılsaydım. Ve bana tuzak kurdun. Ve bana ilk sözü söyletmekle dönüşü olmayan yola ittin beni. Derler ki hamam böceği, evli çiftler mutlu uykularındayken, yatak odalarının perdelerinde gezermiş. Aslında bütün cadılar, hamam böceği kadar küçül yaratıklarmış. Bütün ecinni tayfası ve ecinni kaptanı, hamamböcekleri ve mutluevlilerinyuvalarınıyıkıcı cadılar, biz uyurken yeraltı faaliyetinde bulunurlarmış. Herkeslerin kulaklarına fısıldarlarmış: Senisevmiyorsevseydi sen kitap okurken sırtını çevirip uyumazdı; senisevmiyorsevseydi sen o filmi anlatırken, ceketinin dışına çıkan gömlek yakasını düzeltmezdi; senisevmiyorsevseydilerin bütün çeşitlemelerini uygularlarmış. Tahtakurusunun salgısında bile, senisevmiyorsevseydiden varmış. Bu nedenle sabah uyandığınızda bileğinizin içini kaşırken, beni gene tahtakurusu sokmuş demenizle birlikte karınızın, hayır canım pire ısırığına benziyor demesi bu yüzdenmiş. Hikmet yorulmuştu. İnsan nasıl durur, bilmem ki, Ve her şeyi bana başlattın ve istediğin gibi bitiremediğim için ha-ha dedin.


Oğuz Atay / Tehlikeli Oyunlar