4 Ekim 2017 Çarşamba

Yakarsa Dünyayı Garipler Yakar

"Ay, yoldaki hiçbir su birikintisine rastlamıyordu." dedi sazlıklar.

"Bu şehirde kargaların sesi yoksa, kargaların sessizliği vardır."
Tüm halkın kabul ettiği bir şey bu.

Ceketinin yakaları yıpranmış,
Adımları denk değil,
Omuzları yıkılmış ve
Gözlerini devirdiği yerde
Rüzgar tozları uçuşturuyor.
Binlerce insan gördün
Kalabalık caddelerde
Kaç yüz gördü seni ve
Şimdi hatırlar seni?
Kaçı merak etti
Mor göz altının sebebini?

Arnavut kaldırımlarına güvenmiyor
Kadınlar.
Güzel yüzlü birisi geçiyor karşı sokaktan
Kömür kokusuna aldırmadan.
Hafif ıtır çiçeği kokuyor
Nereden bilmiyorsun.
Mutlu da olmuyorsun.

"Artmamışsa yetmemiştir." diyor meyhaneci.
Sen meyhaneleri de sevmezsin ki.

Yaktığın kibritin aleviyle
Çatırdıyor sokaklar.
Yorgun köpekler;
Aldırış etmiyor rengi solmuş,
Hayata hiçbir borcu olmayan kedilere.
Sert bir rüzgar, boşalmış sokaklar.

Seni ne heyecanlandırabilir ki
Nereye gittiğini bilmediğin bir yol kadar?

Bazı geceler eski bir dosta benzer,
İşte o geceler bardaklar dolup boşalıyor.
Kendini emanet ettiğin ahşap duvar gıcırdıyor,
Sarı ışık aydınlatırken kır düşmüş saçlarını
Hani belki gelir de piknik yaparsınız diye.

Derin derin iç çekiyor harabelerin duvarları.
Islak tahtaların kokusu
Ormanı andırıyor bir an için.
Ağaçları da sevmezsin
Kumsalları sevmediğin gibi.
Mutlu da olacaksın aslında
Tümünden değil de
Bir an için vazgeçebilsen hayattan.

"Yakarsa dünyayı garipler yakar." yazıyor okul duvarlarında.
Sen izmaritin üstüne basmayı unutmuyorsun.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder